Belen Kahvesi Nerede, Nasıl Gidilir?

17 Haziran 2013
Belen Kahvesi Nerede, Nasıl Gidilir?

Belen Kahvesi nerede? Belen Kahvesi’ne nasıl ulaşılır? Muğla ve Belen Kahvesi. Orman türküsü’nün öyküsü. Ormancı türküsü nasıl? Ormancı türküsü dinle. İşte belen Kahvesi ile ilgili bilgiler.

Belen Kahvesi Muğla’nın 23 kilometre uzağındaki Çaybükü Köyü’ndedir. İşte geziyorum internet sitesinde hem ormancı türküsünün hikayesi ve hem de belen kahvesi ile ilgili bilgiler. Yanlış hatırlamıyorsam eğer 2007 veya 2008 yılında bir gezi programında görmüştüm bu köyü.Dönemin Muğla valisi  tesadüfen bu türkünün geçtiği köyü ve kahveyi öğrenmiş .Gittiklerinde kahve yıkılmış ve kullanılmaz halde imiş.Çok doğru ve başarılı bir öngörü ile bu kahveyi valilik imkanları ile orijinaline sadık şekilde restore ettirip köye kazandırmış.Ve Muğla yoluna Belen Kahvesi diye sarı tabela koydurunca gerisi çorap söküğü gibi gelmiş.

Bizlerde Marmaris’e giderken güzergah üzerinde nerelere gidebiliriz diye araştırırken aklıma önce bu köy geldi.İnternetten küçük bir araştırma yapıp köyün yerini de öğrenince düştük yollara.

Belen kahvesi Muğla’ya bağlı Yatağan ilçesinin Çaybükü köyünde. İzmir-Muğla yolundan yaklaşık 8 km içeride.Yatağan’ı geçtikten sonra daha bir dikkatlice yol tabelalarına bakıyoruz.Bu arada hava iyice kapanıyor.Yazın ortasındayız.Fakat öyle anlaşılıyor ki birazdan fırtına kopacak.Köyün yol ayrımına geldiğimizde önce gök gürültüsü ve ardından da müthiş bir sağanak başlıyor.

Ama ne sağanak.Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.Bizim gibi yeni gelenler ve gitmeye hazırlanan herkes kahveye doluşuyor.Tabi kahve tıklım tıklım ve bizler ayakta kalıyoruz.İçeride kurulanmaya çalışırken bir yandan da etrafı gözlemliyoruz.Kahvenin taştan duvarlarında türkünün kahramanlarından Ormancı Mehmet İn,köy muhtarı Tevfik Cezayir , köy ağasının oğlu Mustafa Şahbudak ve türküyü yakan Kemancı Tahir Erdinç’in siyah beyaz fotoğrafları var.Yine giriş duvarında olayın detaylı anlatımı ve karşı duvarda da  mahkeme celpleri görülüyor.Garsonlar bir yandan içeri yığılan kalabalığa Türk kahvesi yetiştirmeye çalışırken diğer yandan da meraklılarına olayı anlatıyorlar.Olayın kahramanlarının günümüzdeki akrabalarından bahsediyorlar.Bir yandan duvardaki yazıları okuyor diğer yandan kahveciye kulak veriyoruz.Ve tüm bu öğrendiklerimizi çocuklara aktarmaya çalışıyoruz.Bu sırada çakan şimşek ve ardından gelen gök gürültüsü nerede ise kahveyi sallıyor.İçeride çığlıklar.Çocuklardan birinin fotoğraftaki kişilerin hayaletlerinin kahveye gelmiş olabileceğini söylemesi herkesin tebessüm etmesine yol açıyor.Ama gülücükler soğuk soğuk.

Yaz yağmuru 10 dk. sonra kesiliyor.Her şey normale dönüyor.Ziyaretçilerin bir kısmının gitmesi ile kahve sakinleşiyor.Garsonlar dışarıdaki masaları temizleyerek kullanıma hazır hale getiriyorlar.Dışarı çıktığımızda taş kahvenin etrafının güzel bir bahçe ile çevrelendiğini  görüyoruz.Kahve konum itibari ile ovayı yukarıdan gören bir mevkide.Köyün önündeki ovada da zeytinlikler göze çarpıyor.Hemen arkasındaki tepeler ise çam ormanı.Köyün sokakları Arnavut kaldırımı döşenmiş.

Masaların arasındaki suları süpüren garsonla sohbet etmeye çalışıyorum.Köyün eski ismi Gevenes imiş.Halk arasında hala bu isim kullanılırmış.Eski bir Rum köyü imiş.Ne zaman kurulduğunu sorduğumda köyün hemen yakınındaki bir bölgeyi gösterip burada birtakım kalıntıların olduğunu fi tarihinde gelen bir hocanın buranın en az iki bin yıllık olabileceğini söylediğini anlatıyor.Kahvenin 4 yıl önce restore edildiğini ve özellikle yazları buraya çok talep olduğunu söylüyor.Valimizden Allah razı olsun diyor.Kahvenin ve önünde satılan zeytin,bal,meyve,gözleme ve basit örgülerin köye az da olsa bir gelir getirdiğini söylüyor.Belen ne demek diye soruyorum.Buralarda yüksekçe yerlere denir diyor. 

Garson işini yapmak için yanımdan ayrıldığında buram buram toprak kokan serin bir havada ovaya nazır terasta kahvelerimizi içiyoruz.Bu sırada yağmur ve şimşek nedeni ile ara verilen müzik yayını tekrar başlıyor.Belen kahvesinde ormancı türküsünü dinliyoruz.Önce kısaca olayı anlatalım sonrada türküyü;

ORMANCI TÜRKÜSÜNÜN ÖYKÜSÜ

Köy ağasının oğlu Mustafa ile köy muhtarı Tevfik yakın arkadaştırlar ve sık sık  köy kahvesinde dama oynarlar.Yine dama oynadıkları bir anda sarhoş bir şekilde yanlarına ormancı Mehmet gelir.Ormancı muhtardan birkaç gün önce köy yakınlarında çıkan  yangının evrakını orman bölgeye  götürmesi için köy bekçisini ister.Muhtarda bekçinin  seçim evrakını ( 1946 seçimleri;yani olaylar 1946 yılında geçiyor) ilçeye götüreceğini söyleyerek bekçiyi vermez.Uzatmayalım, ormancı bir yumrukta dama tahtasını dağıtır ve çıkan arbede de ağanın oğlu Mustafa ormancının bıçağı ile hafif yaralanırken köy muhtarı Tevfik yanlışlıkla Ağanın oğlu ve en yakın arkadaşı Mehmet tarafından tabanca ile vurulur.O günün ulaşım şartları ile yaralılar hastaneye kaldırılır fakat muhtar Tevfik kurtarılamayarak ölür.

Ormancı bu olaydan sonra köyde barınamayacağını anlar ve Kavaklıdere’ye tayinini aldırır.Emekli olduktan sonra yerleştiği memleketi Marmaris’te ölür.

Ağanın oğlu istemeyerek de olsa adam öldürdüğü için 4 yıl hapis yatar.Çıktıktan sonra köyde yaşamak istemez ve Muğla’ya taşınır.2005 yılında İzmirde Ege Üniversitesi Hastanesinde ölür.

Köy muhtarı Tevfik öldüğünde geride üç çocuk ve 25 yaşında bir eş bırakır.Eşi bu acıya dayanamaz ve bir yıl sonra akli dengesini yitirir.Çocuklarından biri İzmire taşınmış ve diğer ikisi günümüzde de köyde yaşamaktaymış.

Türküye gelince;Mustafanın akrabası kemancı  Tahir Usta tarafından bestelenmiş ve köy düğünlerinde söylenir olmuş.Zamanla ünü hızla yayılan ve çok sevilen türküyü pek çok ünlü sanatçı da seslendirmiş.

Güneye giderken bir saatinizi ayırıp ovaya karşı Belen Kahvesinde Türk kahvenizi içerken bu türküyü dinleyin derim.

ORMANCI TÜRKÜSÜ

 

Çıktım Belen Kahvesi’ne baktım ovaya, baktım ovaya,
Bay Mustafa çağırdı, dama oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı, yıkar masayı,
Söz dinlemez ormancı, çekmiş kafayı.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

Köyümüzün ortasında, değirmen döner, değirmen döner,
Değirmenin suları, dağından iner,
Ormancıya atılan kurşun, Tevfik’e döner, Tevfik’e döner,
Tevfik’in feryatları, yürekler deler.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı
.

Köyümüzün suları da hoştur içmeye, hoştur içmeye,
Üstünde köprüsü var, gelip geçmeye,
Tevfik’imi vurdular, hiç mi hiç yere, hiç mi hiç yere,
Yazık ettin ormancı, köyün iki gencine.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Belen Kahvesi Nerede, Nasıl Gidilir? Haberine Ait Etiketler

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


× 5 = 10